Ne Ektiğini Bileceksin Ki Biçeceğini Bil

Referanduma kısa bir süre kala akıllarda çıkacak sonucun ne olacağı, sonucun ardından neler yaşanacağı üzerine birçok komplo teorileri ortaya çıkıyor. Yasaklarla dolu bir yaşantının patlama noktası gibi durum. Siz ne kadar yasaklarsanız o yasak o kadar etkili olur ki yasakladığınız büyüyerek karşınıza gelir. Bir dönem arabesk müzik içinde vesayetçiler tarafından yasak gelmişti. Hatta bir kesim, arabesk müzik dinleyenlere dudak büküp onları ‘ikinci sınıf vatandaş’ yerine koyuyordu. Onlara göre arabesk ile lahmacun, birinci sınıf mevkide seyahat etmeyi engelleyen kimlik kartlarıydı.

***

‘Arabeske karşı durmak’ ayrıca bir devlet politikası haline de dönüştürülmek istendi. TRT’nin radyo ve televizyonlarında bu tür müzik yasaktı. İçinde arabesk motifler barındıran eserler, repertuvar kurullarından geçemiyordu. Sebebi, bu müzik türünün insanları acı ve kedere sürüklemesi, toplumu karamsarlığa, umutsuzluğa sevk etmesiydi!

Hatta devlet, dönemin ünlü arabeskçisi Hakkı Bulut’a ‘sipariş’ bir şarkı bile yaptırdı. Bu umutsuz çırpınışın ardından ortaya ‘Seni kardeşinden bile kıskanıyorum’ gibi bir tuhaflık çıktı… Olaya ‘bilimsel’ açıdan bakan tek kişi ise ‘müzik adamı’ kimliğiyle Orhan Gencebay’dı.

***

‘Arabesk’ kelimesini bile reddedip bu türe ‘serbest beste’ diyerek, yıllar sürecek bir mücadeleye girişti. 20-25 yıllık süreç sonunda arabesk müzik, ‘iade-i itibar’a kavuştu. Sosyete dilberleri bile ünlü gece kulüplerinde sahnenin kenarına bağdaş kurup Müslüm Gürses’i, Ferdi Tayfur’u dinledi. Orhan Gencebay’ın besteleri ciddi ciddi ‘klasik eser’ statüsüne kavuştu. Filmin de, dizinin de, yemeğin de ‘acılısını’ seven, biber gazına karşı bile bağışıklık kazanan halkımız, arabeskten asla uzak duramayacağını gösterdi.

***

Şimdilerde bakıyorum da neredeyse tüm ünlü sanatçılar, içlerindeki arabeskçiyi serbest bırakmış. Işın Karaca’dan Zara ve Berkay’a, Yıldız Tilbe’den Sibel Can’a kadar pek çok şarkıcı, arabesk albümü yaptılar. Tıpkı, Amerika’daki siyahilerin ‘çile ve isyan’ müziği caz ve soul’un, doğumundan 40-50 yıl sonra dünyanın çevresinde özgürce tur atması gibi, arabesk de altın çağını ancak şimdilerde yaşayabiliyor.

***

Arabesk müziğinin yaşayan efsanelerinden 70 yaşında olan Hakkı Bulut geçenlerde verdiği bir röportajda çarpıcı noktalara değindi. 70 yaşında 60’ıncı albümünü yapan Bulut arabesk müzik demokrasinin ta kendisidir diyor. “Arabesk müziği yanlış değerlendirdiler. İsmini koyarken bunu küçümsemek amacıyla söylediler. Ama öyle bir yere geldi ki daha sonra araştırmaya başladılar. Arabesk; mozaik ve porselen sanatında süslemek demek. İtalya’dan çıkmıştır. Biz de müziğimizi süsledik. Kemanları, yaylıları, Batı müziği enstrümanlarını ekledik. Yeri geldi Hint müziği enstrümanlarını kullandık. Arabesk demokrasinin ta kendisidir. Her tarz müzikten renkler ve örnekler aldık, bunu kendi müziğimizle karıştırdık. Mesela birçok müzik türünde ille de böyle olacak diye dayatmalar yapılıyor. Bu hiçbir zaman insanı ileriye götürmez. Basında da, edebiyatta da, siyasette de böyledir. Herkese hoşgörüyle bakmak, başkasını da dinlemek gerek.”

***

Arabesk müziğin acıdan ve hüzünden beslendiğini düşünürüz hep. Hiç bizi neşelendiren bir arabesk tarzı yok mu? Beklide arabesk bizim toplum olarak yaşam tarzımız olmuş. Gülmeyi unutmuş eğlenmeyi unutmuş hatta sevinmeyi bile unutmuş gibiyiz. Hafta sonu bizleri mutlu eden neredeyse birkaç günlüğüne de olsa hüzünleri erteleyen Muğlaspor’a teşekkür ediyorum. Yazıyı hazırladığım saatlerde Ormanspor maçının başlamasına dakikalar var onlarda sevincimizi devam ettirir.

Kıssadan hisse: Halkın içine doğru bastırılan her şey, daha büyük bir şiddetle açığa çıkar.

Sosyal Medyada Paylaşmak için Tıkla...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir